Archive for Ağustos 23rd, 2012

Buz mavisi rengiyle bilinen Tuz Gölü’nün güneybatı kıyılarının kızıl renge boyanmasının nedenini araştıran bilim adamları, renk değişikliğine toplu iğne ucunun binde biri büyüklüğündeki ”dunaliella salina” adı verilen bir tür su yosununun (alg) neden olduğunu belirledi.Aksaray Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoteknoloji ve Moleküler Biyoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Murat Kaya, Tuz Gölü’nüm özellikle güneybatı kıyılarında yayılan kızıl rengin nedenini tespit etmek için çalışma yaptıklarını söyledi.

Tuz Gölü’nün kıyısında görülen ve geniş bir alanı kaplayan kızıl rengin nedeninin beta karoten adı verilen bir pigment olduğunu, bu pigmentin üç canlıda görülebileceğini belirten Kaya, ”Bunlardan bir tanesi artemia salina. Ancak artemia dediğimiz canlının bu kadar yüksek tuzluluk derecesinde yaşaması imkansız. Diğer bir seçenek dunaliella salina dediğimiz bir alg türü. Bu genelde tuzcul halofil ekosistemlerde yaşayan bir tür. Bir diğeri de halobakterium dediğimiz bir bakteri” dedi.

Göle rengini veren bu pigmentin bulunduğu canlıyı tespit etmek için çalışmalarını laboratuvar ortamında sürdürdüklerini kaydeden Kaya, şunları ifade etti:

”Tuz Gölü’nde kızıl renge neden olan canlıyı hem arazi koşullarında hem de laboratuvar koşullarında araştırdık. Dunaliella salina veya halobakterium dediğimiz iki canlıdan bir tanesi veya bunların kombinasyonu şeklinde bir sonuç bekliyorduk. Yaptığımız çalışma sonucunda Tuz Gölü’nde kızıl renge neden olan canlının dunaliella salina dediğimiz bir su yosunu türü olduğunu tespit ettik. Dunaliella salina, özellikle aşırı tuzcul ekosistemlerde yaşayan bir alg türüdür. Tuz Gölü’nde yaşaması oldukça doğaldır. Dunaliella salinanın Tuz Gölü’nde aşırı derecede çoğalması olayına algal bloom demekteyiz. Algal bloom belli bir alg türünün belli bir bölgede aşırı derecede çoğalmasıdır.”

Kaya, bu canlının büyüklüğünün 10 mikron ya da toplu iğnenin ucunun binde biri kadar olduğunu belirtti.

Flamingoların Besin Zincirinde Yer Alıyor

Türkiye’de flamingolar konusunda araştırma yapan Doğa Koruma Merkezi Tür Koruma Proje Koordinatörü Özge Balkız ise Tuz Gölü’ndeki kızıllığı yansıtan fotoğrafları Fransa’daki flamingo uzmanı bilim insanlarıyla paylaştığını söyledi.

Fransa’dan gelen cevabın da aynı sonuca işaret ettiğini, Tuz Gölü’ndeki canlıların bir tür alg olan dunaliella salina olduğunu söyleyen Balkız, şöyle devam etti:

”Flamingolar artemia salinalarla besleniyor. Artemia salinaların besin kaynağı ise dunaliella salina dediğimiz alglerdir. Tuzlu ortamlarda bulunuyorlar. Tuzluluk arttıkça dunaliella salinaların sayısı da artıyor. Dunaliella salinaların çok yoğun olduğu yerlerde o bölge kırmızı görünüyor. Sayıları ne kadar fazlaysa kırmızılık da o boyutta yoğunlaşıyor.”

Tuz Gölü’ndeki kızıllığın suların azalmasına bağlı olarak sığ bölgelerde meydana geldiğini vurgulayan Balkız, ”Sığ bölgelerde suyun azalmasına bağlı olarak tuzluluk artıyor. Tuzluluktaki yoğunlaşmayla dunaliella salinaların yoğunluğu da artıyor. Burada ölüm olayı yok ve kırmızılığın olduğu yerde daha fazla dunaliella salina yaşıyor demektir. Kış aylarında ise göldeki su seviyesinin yükselmesine bağlı olarak kızıllık yok oluyor” dedi.

Balkız, yaşanan bu olayın gayet doğal olduğunu, bir tehlike bulunmadığını, Akdeniz Havzası’ndaki tuzlu göllerde de buna benzer olayların zaman zaman yaşandığını sözlerine ekledi.

Dünyada sadece Tuz Gölü çevresinde yetiştiği belirtilen “Tuzcul ve kuraklığa dayanıklı endemik bitkiler” bilim adamlarınca izlemeye alındı. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Ekoloji ve Çevre Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Latif Kurt, Çevre ve Orman Bakanlığı Özel Çevre Koruma Kurumu tarafından başlatılan “Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi Habitat ve Tür İzleme Projesi”ne ilişkin bilgi verdi.

Kurt, proje kapsamında Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesindeki tür ve habitatların sınıflandırılmasının, tür ve habitatlara karşı tehditlerin ve koruma önlemlerinin ortaya konulmasının amaçlandığını belirtti.

Tuz Gölü Havzası’nın biyolojik çeşitlilik bakımından önemli bir gen merkezi olduğunu dile getiren Latif Kurt, “Tuz Gölü biyolojik çeşitlilik bakımından çok özel ve önemli bir habitata sahip. Tuz Gölü çevresinde, dünyanın başka bölgelerinde görülmeyen tuzcul ve kuraklığa dayanıklı endemik bitkiler yetişiyor. Tuz Gölü’ne has bu mucize endemik bitkiler, geliştirdikleri çok özel adaptasyonlarla tuzcul topraklardan suyu sökerek alabilmektedir. Yaptığımız çalışmalarda 38 adet endemik bitki türü tespit ettik. Tuza ve kuraklığa dayanıklı ırklar içeren bu türleri, hızla kuraklaşan ve çoraklaşan dünyamızda paha biçilmez bir genetik kaynak olarak düşünüyoruz” dedi.

Buğdayın çoraklaşmaya dayalı tek türü Tuz Gölü’nde

Prof. Dr. Kurt, kuraklığa dayanıklı bitkilerin dünyanın geleceğinde çok önemli bir yere sahip olacağını vurgulayarak, “Gelecekte tuza dayanıklı ırklar ıslah edilerek açlığa çözüm olacak. Bu bitkiler arasında buğdayın çoraklaşmaya dayanıklı tek türü olan ‘Elymus Cappadocicus’, dünyada sadece Tuz Gölü çevresinde yetişmekte. Bu tür bitkilerin atasal forumları çorak alanlarda tekrar tarım yapılmasına olanak sağlayacak. Bu bitkilerin genleri sebze ve meyvelere aktarılabilir” diye konuştu.

Tuzcul ve kuraklığa dayanıklı bitkilerin Tuz Gölü’nün güneyinde toplandığını ifade eden Kurt, şunları kaydetti: “Tuzlu tava içerisine adapte olmuş endemik bitki türlerinin Tuz Gölü’nün güneyinde, Eskil ve Eşmekaya çevresinde toplandığını tespit ettik. Habitatı takip altına alırken, fauna ve florayı inceledik. Türlerin popülasyonunu sayıyoruz. Dünyada sadece Tuz Gölü çevresinde yetişen tuzcul ve kuraklığa dayanıklı 38 endemik türün koordinatlarını kaydederek izlemeye aldık. Kuraklığın, yeraltı sularının bilinçsizce aşırı kullanımının, havzadaki aşırı otlatmanın ve yangınların habitat üzerindeki etkisini de araştırıyoruz. Proje sonunda alınabilecek önlemleri de ortaya koyacağız. Projenin önümüzdeki yıllarda devam etmesi halinde endemik bitkilerin sayısındaki azalma ve çoğalmanın tespit edilmesi daha kolaylaşacak.”

Tekirdağ açıklarında yapılan doğalgaz depolama tesisinden sonra ikinci tesis için de düğmeye basıldı. Tuz Gölü altına yapılacak tesis için Çinli firma incelemelerde bulundu.
 
Doğalgaz deposu yapım işini üstlenen Çinli Tianchen Science Tecchnology Park Development Şirketi’nden bir grup heyet, Aksaray Belediye Başkanı Nevzat Palta’yı makamında ziyaret etti. Şirketin geliştirme müdürü Gao Huıbın, doğalgaz deposunun Tuz Gölü’nün yaklaşık 1 kilometre derinliğine yapılacağını belirterek, şunları söyledi:
”1 kilometre derinliğe depolar kurulacak. Daha sonra 600 metre civarında bir boşluk oluşturacağız. Orayı tamamen depo olarak kullanacağız. Toplam 12 tane depo olacak. Her bir deponun genişliği 100 metre, yüksekliği de 300 metre olacak. Toplamda 1.5 milyon metreküp kullanılacak alan. Proje 8 aydır devam ediyor. İlk etapta yapımına başlandıktan sonra 3 yıl içinde 6 tankı bitirilecek.”

Aksaray Belediye Başkanı Nevzat Palta da, Türkiye ve Aksaray için çok büyük önem taşıyan bir projenin Aksaray’a yapılacak olmasının önemine dikkat çekti. Palta, “Tuz Gölü’ne gaz depolama projesini ve ihale sürecini yakınen takip ediyordum. Bu 750 milyon dolarlık dev bir proje” dedi.

Dağlardan süzülen suların Konya Havzası’nda birikmesiyle oluşan Tuz Gölü, Anadolu’nun insan eli değmemiş en büyük bölgelerinden biridir. Gündüzleri güneşten, geceleri soğuktan kavrulan bu uçsuz bucaksız topraklara su, tuz ve çamur can verir.

Nasıl oluştu?
Tuz Gölü’nün özü tuzdur. Yaz aylarında göle göl demeye bin şahit ister, zira gölün suyunun neredeyse yüzde 90’ı kavurucu güneşin altında buharlaşır. Suların çekilmesiyle geriye kalan tuz, bembeyaz, ölü bir çölden başka bir şey değildir. Tuz kristallerinin şiddetli beyazlığı ve parıltısı, aldatıcı bir biçimde kar ve buz gibi görünür.

Soframızdaki tuz gölden.
Tuz Gölü, Melendiz ırmağı, pek çok küçük akıntı ve yeraltı tuzlu su kaynaklarıyla beslenir. Göldeki üç tuz yatağı yılda bir buçuk milyon ton, yani Türkiye’nin toplam ihtiyacının yüzde 70’i kadar tuz üretir. Büyüklüğüne karşın ülkemizin en sığ göllerinden biridir. Derinliği birçok yerde 0.5 metreyi dahi bulmaz. Suyun bol olduğu ilkbahar aylarında göl alanı 164-200 hektara ulaşır. Türkiye’nin en az yağış alan yeri olduğu için akarsu bakımından çok fakirdir. Türkiye’nin tuz ihtiyacının büyük bir bölümü buradan karşılanır. Kuş varlığı yönünden Türkiye’nin en zengin göllerinden biridir. Kışın kapladığı çok geniş su alanı su kuşları için önemli bir kışlama alanı oluşturur. 1665 kilometrekarelik yüzeyiyle Türkiye’nin ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü’nün tek benzeri ABD’de bulunuyor.