Archive for Mayıs 24th, 2013

tuzgolu_flamingo  2012 yılında 20 bin 275 flamingo yavrusunun kuluçkadan çıktığı Tuz Gölü’nde, bugüne kadar bilinen en büyük flamingo kolonisi kayıtlara geçti.

Kuruma tehdidi altında bulunan Tuz Gölü’nde 2012 yılında 20 bin 275 flamingo yavrusu kuluçkadan çıkarken, bu sayı bugüne kadar dünyada tespit edilmiş en büyük flamingo kolonisi olarak kayıtlara geçti.

Doğa Derneği Genel Müdürü Engin Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sulak alanların hızla kuruması ve özelliklerini kaybetmesi nedeniyle son yıllarda sayıları giderek azalan flamingoların Tuz Gölü’nü kuluçka ve yaşam alanı olarak seçtiğini söyledi.

Tuz Gölü’ndeki flamingo üreme kolonisinin 1960’lı yılların sonunda keşfedildiğini belirten Yılmaz, “Flamingo kolonisi keşfedildiğinde barındırdığı kalabalık popülasyon tüm dünyanın dikkatini çekmişti. Tuz Gölü’nün güneyindeki çamur düzlüğü, flamingoların tüm Akdeniz Havzası’ndaki önemli üreme alanlarından bir tanesi ve Türkiye ‘deki en büyük üreme kolonisi. Türkiye’de Tuz Gölü dışında flamingoların düzenli olarak üredikleri tek alan ise bir diğer ÖDA (önemli doğa alanları) olan Gediz Deltası’dır” diye konuştu.

Doğa Derneği’nin 2003 yılından itibaren Tuz Gölü üzerinde, uçakla flamingo yavrularını ve çevre koşullarını incelediğini kaydeden Yılmaz, şu bilgiyi verdi:

“Doğa Derneği uzmanlarımız, her yıl üreme döneminde tek motorlu bir uçakla Tuz Gölü’ndeki üreme adaları üzerinde uçuyor. Bu uçuşlar sırasında Melih Özbek Dijital Akademi desteği ile çok sayıda hava fotoğrafı çeken araştırma ekibimiz, daha sonra bu görüntüleri, Fransız ‘Tour du Valat’ uzmanlarıyla birlikte analiz ederek, Tuz Gölü’nde üreyen flamingoların ve yumurtadan çıkan yavruların sayısını belirliyor. Bu yöntemle çevre koşullarında yaşanan değişimlerin popülasyon üzerindeki etkisi de belirleniyor.”

ÜREME SAHALARI DARALDI
Yılmaz, Anadolu ‘da flamingoların kuluçkaya yattığı alan sayısının 7’den 2’ye gerilediğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geçtiğimiz yıllarda Anadolu’da flamingoların ürediği 7 farklı sulak alan bulunuyordu. Ne yazık ki bu alanlardan 5’i, izlenen yanlış su politikaları nedeniyle ya kurudu ya da özelliklerini yitirdi. Şimdi flamingoların geleceği ağırlıklı olarak Tuz Gölü’nün su toplamasına ve Gediz Deltası’nın korunmasına bağlı.”

FLAMİNGO CENNETİNE DÖNÜŞTÜ
Tuz Gölü’ndeki su durumuna göre flamingo sayısının da değiştiğini belirten Yılmaz, yanlış su politikaları sonucunda Tuz Gölü’nün dönemsel yağışlara bağlı olarak su toplayan bir göl haline gelmesi nedeniyle, gölde üreyen flamingo sayısında sert iniş ve çıkışların görüldüğünü kaydetti.

2012 yılında Tuz Gölü’nde kuluçkaya yatan flamingoların dünya rekoru kırdığına işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:

“Son dört yıldır Tuz Gölü’nün bol yağışlarla beslenmesi flamingo nüfusunu da etkiledi. Tuz Gölü’nde 2011 yılında 18 bin 418 flamingo yavrusu saymıştık ve bu, Batı Afrika ve Akdeniz ülkelerinde bugüne kadar kayda geçen en büyük sayı olmuştu. 2012 yılında ise 20 bin 275 flamingo yavrusu saydık. Bu sayı bugüne kadar dünyada tespit edilmiş en büyük flamingo kolonisi olarak kayıtlara geçti. Tuz Gölü, 2012 yılında 60 binin üzerinde flamingoya ev sahipliği yaptı ve bir flamingo cennetine dönüştü. Her flamingo çifti, 1 yumurta yumurtluyor ve bu da demek oluyor ki en az 40 bin 550 erişkin flamingo 2012 yılında Tuz Gölü’nde üredi. Ayrıca üreme denemesinde bulunan ve başarısız olan bireyleri de göz önüne alınca bu sayının çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor.”

Yılmaz, tüm bunların Tuz Gölü ve çevresinin on binlerce erişkin ve yavru flamingoya besin ve üreme olanağı sağlayabilen eşsiz bir alan olduğunu gösterdiğinin altını çizdi.

KURAKLIK FLAMİNGOLARIN SONU OLUR
Flamingoların Tuz Gölü’nde bir dünya rekoru kırmasının sevindirici olduğunu, ancak geçmişte yaşanan felaketlerin unutulmaması gerektiğini bildiren Yılmaz, “Kurak geçen bir yıl, flamingo yavrularının uçamadan susuzluktan ölmesiyle sonuçlanır. Beş yıl önce bütün flamingo yavrularının daha uçamadan susuzluktan öldüğüne şahit olduk. Flamingolar için olduğu kadar, diğer canlılar açısından da bu kadar önemli bir alana gözümüz gibi bakmamız ve alanın yaşadığı sorunları ortadan kaldırmak için harekete geçmemiz gerekiyor” dedi.

Yılmaz, gölde uygulamaya geçirilen projelerin flamingoları olumsuz etkileyebileceğini, son yıllarda flamingo cennetine dönüşen gölün önlem alınmazsa gelecekte flamingo mezarlığı haline gelebileceğini sözlerine ekledi. (aa)

 tuzgolu Selçuk Üniversitesi’nden (SÜ) iki öğretim üyesinin hazırladığı raporda, Tuz Gölü’nde yapımına başlanan 10 adet yeni tuzlanın gölün ikiye bölünmesine ve doğal dengenin bozulmasına neden olacağı ileri sürüldü.

SÜ Mühendislik Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Kurt ve Yrd. Doç. Dr. Güler Göçmez, yeni açılacak tuzlaların Tuz Gölü’ne etkisini değerlendirdikleri ”Tuz Gölü’nde Jeolojik ve Hidrojeolojik Etki İnceleme Raporu”nu hazırladı.

Raporda, Türkiye’nin ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü’nün, yıllık ortalama yağışın en az olduğu Konya kapalı havzasında yer aldığı, göl ve çevresinin ise doğal bitki örtüsü bakımından fakir, karasal ve yarı kurak ikliminden dolayı yarı çöl niteliğinde olduğu belirtildi.

SU DERİNLİĞİ GENELLİKLE YARIM METRENİN ALTINDA

Tuz Gölü’nü besleyen kaynakların tüketilmesi nedeniyle gölün kuruma noktasına geldiği savunulan raporda, ”Tuz Gölü’nün beslenimi yüzey ve yer altı sularından olmaktadır. Gölü yüzeyden besleyen kaynaklar üzerine baraj yapılırken, yer altı kaynakları ise açılan on binlerce kuyu ile tüketiliyor. 1665 kilometrekarelik alana sahip olan gölde su derinliği genellikle yarım metrenin altında kalırken, yaz mevsiminde ise kuruma noktasına geliyor” denildi.
Raporda Tuz Gölü’nün dünyadaki en önemli tuz kaynaklarından birisi olduğuna işaret edilerek, şunlar ifade edildi:

”Tuz Gölü’nde oluşan tuz tabakasının kalınlığı ortalama 8 santimetredir. Gölün yüzey rezervi ise yaklaşık 210 milyon tondur. Tuz Gölü’nde tuz üretimi buharlaştırma yöntemi ile yapılmakta olup, bu yöntem göl suyunun güneş altında buharlaştırılması sonucu tuzun kristalleştirilmesi esasına dayanmaktadır. Göl içindeki mevcut 3 tuzlanın üretim kapasitesi yılda toplam 6 milyon ton. Tuz Gölü’ndeki tuzlalar, pazarları kadar üretim yapmaktalar. 2012 yılı itibariyle ülkemiz tuz tüketimi yıllık yaklaşık 3 milyon ton civarında ve bu tüketimin 1 milyon 600 bin tonu Tuz Gölü tuzlalarından üretilmektedir.”

GÖL İKİ PARÇA HALİNE GELECEK İDDİASI

Tuz Gölü’nde 10 adet yeni tuzla açılması için çalışmaların başladığı ve setlerin yapılmaya devam ettiği belirtilen raporda, ”Yeni açılacak tuzlalar nedeniyle gölün su hareketliliği engellenecek ve bölgede oluşacak kapalı alan nedeniyle göl iki parça haline gelecek” ifadelerine yer verildi.

Koruma altındaki gölde yapılacak 10 adet yeni tuzlanın çevre kirliliğine neden olacağı ileri sürülen raporda, şu görüşlere yer verildi:

”Yeni açılacak tuzlalarda göl yüzeyine, sadece 1 sahayı göz önüne aldığımızda bile 13 bin metre sedde yapılacak. Bu seddelerin 6 metre genişliği ve 3 metre yüksekliği düşünülürse, her saha için 234 bin metreküp göle dolgu yapma gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu 10 adet saha için göle 2 milyon 340 bin metreküp dolgu yapmak anlamını taşımaktadır. Göl yüzeyine yapılacak bu kadar dolgu, gölün tabii dengesini bozacaktır. Keza yeni tuzlalarla meydana gelecek yapılaşma, makine ve teçhizat, insan atıklarının Tuz Gölü ve havzasında çevre kirliliği oluşturacağı kesindir. Tuz Gölü’ndeki toplam su, yeni açılacak tuzlaları besleyecek yeterlilikte değildir. Gölde 10 yeni tuzla için yıllık 30 milyon metreküp tuzlu suya ihtiyaç vardır. Tuz Gölü’nde halihazırda bulunan 3 tuzla ile birlikte toplam 44 milyon 400 bin metreküp tuzlu suyun bulunması imkansızdır. Tuzlaların kuraklıkla birlikte, göl içindeki su mücadelesi, tuzlalar dışındaki göl alanından su çekilmesi, Tuz Gölü’nü kuraklık ve çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya getirecektir.”